Profilo di YEŞİL VADİYEŞİL VADİ (GREEN VALLEY...FotoBlogElenchiAltro Strumenti Guida

Blog


RAMAZANA GİRERKEN

Bir Miniğin Ramazan Günlüğü (G)


 
Ramazan 1
Bu gün evde bir acaiplik var.
Herkes sessizce işine okuluna gidiyor.
Annem 'Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım' dedi.
Kimse yemek yemiyor, su içmiyor.
Ablam bile!


Ramazan 5
Önce diyet yaptıklarını sanmıştım.
İzledim hepsini.
Akşama doğru hepsi sessizleşiyor.
Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar.
Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki.
Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni.
Ama gülmeye cesaretim yok.

Ramazan 9
'Niye böyle yapıyorlar?' Ablama sordum, 'Büyüyünce anlarsın..' dedi.
Zaten başka ne der ki�
Anneme sordum, Ramazan dedi.
Babama sordum, Oruç dedi.

Ramazan 11
Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek.
Arkadaşım Fatıma'ya sordum.
Onun ailesine gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.

Ramazan 14
Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum.
Uyandım.
Babama haber vermeye koştum, yatağında yok!
Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum.
O da yok!
Korkmadım, Ben bu hırsızların hakkından gelirim!' dedim.
Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını.
Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta.
Bizimkiler yemek yiyorlar!
Vay uyanıklar.
Gündüz Oruç ile Ramazan'dan korkup gece yiyorlar.
Birde üstüme gülüyorlar�
Korkaklar.


Ramazan 17
Önceleri, Oruç ile Ramazan'ı bulup şikayet etmeyi düşündüm.
Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim.
Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar.
O zaman devam.
Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.


Ramazan 19
Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor.
Oturup birlikte Kur'an okuyorlar.
Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar.
Ellerini açıp herkese dua ediyorlar.
Sevim teyze de başını örtmüş.
Çok da yakışmış

Ramazan 22
Her şey aynen devam ediyor.
Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor.
Hepsi akşam ezan okuyor.
İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor.
Ne hoş.


Ramazan 24
Oruç'u merak ediyorum.
Geçen gün Ayşe teyzem Annemle konuşuyorlardı.
Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu?
Yok böyle olursa Oruç kaçar mı?
Demek ki Oruç, çok duygulu birisi.
İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor.
Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.
Oruc'u ve Ramazan'ı artık iyice merak ediyorum.
Onlarla tanışmaya can atıyorum.


Ramazan 25
Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor.
Şimdiye kadar gecesi olan bir adam göremedim.
Bu Kadir de kim?
Bin aydan hayırlı gecesi varmış.
O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur'an okumak önemliymiş.

Ramazan 26
İftarı çok sevdim.
Akşam yemek yemeye İftar diyorlar.
Gece yemek yemenin adı da Sahur.
İftar sonrası eğlenceler oluyor.
Babam camilere götürüyor bizi.
Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.

Ramazan 28
Merak içinde beklerken uyuyakaldım.
Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş.
Ben göremedim.
Anlayamıyorum.
Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum.
Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor.
Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar.
Sinir oluyorum.
Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor.
'Abim ne zaman geliyor?' diye aneme soruyorum.
'Bayram gelsin, o da gelecek' diyor.
Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir'den sonra şimdide Bayram!..
Soramıyorum 'Bayram kim?' diye.
Neden o gelmeden abim gelemiyor?
Belki de abimin arkadaşıdır.
Çok özledim abimi.
Bayram'ı da alsın gelsin tanışalım.

Ramazan 29 / Arefe
Sonunda bir hanım ismi duydum.
Arife diyemiyorlar mı ne?
Arefe diyorlar.
Niye Arefe?
'Arife' olması gerekmiyor mu?
Yengemin adı gibi yani...
'Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik.' diyor Annem.
Demek ki Arife teyze çok titiz. 
İyice telaşlandılar.
Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar.
Temizlik yapılıyor.
Yemekler hazırlanıyor.
Anneme 'Bayram ne zaman gelecek?' dedim, 'Arefe'den sonra' dedi.
Demek ki Bayram ile Arefe evli değil.
Akraba da değil.
Kafam karma karışık.
Salih abim bi gelse de her şeyi bana anlatsa.

Ve Bayram geldi


Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım!.
Oruç öldü heralde diye düşündüm.
Gece Abim gece gelmiş.
Sevinçten haykırdım.
Çok özlemişiz birbirimizi.
Bütün olanı biteni bir güzel anlattım Abime.
Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm.
Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım.
Abimin tebessüm ettiği yerde, Ablam kahkaha atar.
Abime küser gibi yaptım, hemen gönlümü aldı.
Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.
 
***
 
Abimden söz aldım.
Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi.
Ben de verdim..
Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı.
Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu.
Sendromu anlamadım.
Ama olsun, Abime güveniyorum.
Gerçi Ablam'a göre 4 yaşındayım.
Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor.
Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor.
Abim bu konu beni aşar diyor.

Bayramı çok sevdim.
Ama Ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm.
 
Bizim için her gün Ramazan olsa!..
Ne iyi olur..
 
Kırmızı gül
A.ACAR-ULUDAĞ,2005

İşte ABD`nin eseri: Irak`ın satılık çocukları.

ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin 6 yıldır işgali altında olan Irak`ta çocuklar ve bebekler, 400 dolara kadar düşen fiyatlara aralarında Türkiye`nin de bulunduğu onlarca ülkeye satılıyor.

Iraklı yetkililerden alınan bilgiye göre 2005`ten bu yana her yıl en az 150 çocuk, yurtdışına çıkarılarak yacancı ailelere satılıyor.

12`den fazla suç şebekesi tarafından yönlendirilen çocuk satışında adı geçen ülkeler arasında, Türkiye, Ürdün, Suriye, İsviçre, İrlanda; İngiltere, Portekiz ve İsveç yeralıyor.

Çocukların 400 ile 8 bin dolar arasında değişen fiyatlara satıldığını vurgulayan yetkililer, çetelerin devlet kadrolarında pek çok bağlantısı bulunduğunu ve çocukların yurtdışına çıkarılmasını sağlamak amacıyla rüşvet karşılığında kimlik bilgilerinde değişiklik yaptırdıklarını söylüyor.

Yurtdışına çıkarılan çocukların bir bölümünün çocuksuz batılı ailelerce evlat edinildiği, bazılarının ise çocuk pornosu çetelerinin eline düştüğü kaydedildi.

(GAZETEPORT DIŞ HABERLER)

OBAMA: Kudüs İsrail`in sonsuza kadar bölünmeyen başkenti olarak kalac

OBAMA GİTTİ SAKİN DÜŞÜNME VAKTİ
Peki bunca umutlar bağlanan Obama, ABD`de bile tartışılırken Obama`nın gözümüze taktığı pembe gözlükleri çıkarma vakti gelmedi mi? Madem misafirimizi güzelce ağırladık, uçağına bindirip de uğurladık şimdi oturup sakin düşünme vakti gelmedi mi?
 
 OBAMA GİTTİ SAKİN DÜŞÜNME VAKTİ
Peki bunca umutlar bağlanan Obama, ABD`de bile tartışılırken Obama`nın gözümüze taktığı pembe gözlükleri çıkarma vakti gelmedi mi? Madem misafirimizi güzelce ağırladık, uçağına bindirip de uğurladık şimdi oturup sakin düşünme vakti gelmedi mi?

CHOMSKY SÖYLÜYORSA KULAK VERMEK LAZIM
ABD`nin en keskin entellektüeli Noam Chomsky`nin yaptığı Obama okuması bu gözlükleri çıkartmamızda bize biraz olsun yardımcı olacak. Daha Obama Başkan seçilmeden yaptığı analiz yabana atılacak gibi değil. Ki zaten Chomsy söylüyorsa bir sakinleyip kulak da vermek lazım..

İşte en aykırı Obama portresi
ABD, resmen göreve başlayan 44. başkanı
Barack Obama ile yeni bir başlangıcın umudunu taşıyor. ABD tarihinin ilk Afrika kökenli başkanı, kendisine yüklenen beklentileri yerine getirebilir mi ya da bunu istiyor mu? ABD`li ünlü muhalif düşünür ve dil bilimci Noam Chomsky bu konuda kuşku duyuyor ve umutlanan dünyayı uyarıyor.

ABD`NİN EN ÇETİN ENTELLEKTÜELİ
ABD, yeni bir başlangıcın umudunu taşıyor. Yeni başkan, beklentileri yerine getirebilir mi ya da bunu istiyor mu? Dilbilimin dünya çapındaki starı ve Amerika`nın en çetin eleştirmeni bu konuda kuşku duyuyor.

Reinischer Merkur: Jimmy Carter, George Bush, Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama`yı birlikte gösteren şu fotoğrafı biliyorsunuz. Bu, sizin için umut ve değişimin kanıtı mıdır?

Noam Chomsky: Hayır, tam tersine. Bu beş başkan birbirlerinden çok farklı değildi. Onlardan biri fotoğrafta biraz kenarda duruyordu: Jimmy Carter. Carter, Demokrat Parti`nin kongresine konuşmacı olarak da davet edilmedi. Bu epeyce hakaretamiz bir durumdur ve aynı zamanda gelecek iktidara ilişkin bize çok şey söylemektedir.

RM: Bununla ne kastediyorsunuz?
Chomsky: Jimmy Carter, görevden ayrılmasından bu yana insan hakları, özgürlük ve demokrasi için uğraş vermesiyle tanınıyor. Besbelli ki parti kongresi bunları işitmek istemedi.

RM: Obama insan haklarına sahip çıkmak istiyor, ama aynı zamanda Irak`taki işkenceleri destekleyen eski CIA`li John Brennan`ı terör meseleleriyle ilgili baş danışmanı olarak atadı. Obama, acaba bütün o şahinlerden sonra beklenen güvercin midir?

Chomsky: Her yeni başkan, Bush`un çevresinde bulunan ve ABD`nin uluslararası prestijinin bütün zamanların en kötü seviyesine gelmesine neden olan aşırı elementleri muhtemelen temizlerdi. John MCCain bile bunu yapmak istiyordu. Bir
politika değişimi olacak, ama bu daha ziyade Bill Clinton tarzında merkezi hedef alan demokrat bir siyaset olacak. Obama, Clinton`ın çevresindeki bir çok insanı zaten çevresine topladı. Brennan`den daha önemli olan senatoda Irak savaşının en ateşli savunucularından, Obama`nın yardımcısı Joe Biden`dır. Ya da Temsilciler Meclisi`nde yine Irak savaşını hararetle savunanlardan Rahm Emanuel, Obama tarafından Beyaz Saray`ın personel şefliğine atandı. Yatırım bankacılığı, finans ve silah endüstrisindeki iş deneyimleri, onun kimin çıkarlarını temsil ettiğini gösteriyor. Obama, yüksekten uçan bir retorik.

RM: Demokrat Parti`nin liberal özelliklerini yitirmesinden korkuyor musunuz?
Chomsky:
“Wall Street Journal”, Rahm Emanuel`e silahlanma harcamalarının düşürülmesi için mücadele eden Demokratik Parti`nin sol kanadının akıbetinin ne olacağını sordu. Emanuel`in cevabı, Obama yönetiminin çıkarcı davranacağı ve bu aşırı kanattan uzak duracağıydı. Obama`nın yaptığı en önemli atamalar, ekonomik krizle ilişkilidir. Şimdiki krizin mimarları ve krizden istifade eden Clinton`ın müsteşarları Laurence Summers ve Robert Ruben bunlardandır. Obama, uluslararası siyasette etrafına Dennis Ross ve Daniel Kurtzer gibi İsrail taraftarı şahinleri topluyor. Bu ikisi, Obama`nın American Israil Public Affairs Committee (AIPAC) önünde yaptığı konuşmayı hazırlamışlardı.

RM: …İsrail ile ABD ilişkilerini etkileyen en önemli lobi.
Chomsky: Obama, bu konuşmasında Kudüs`ün İsrail`in sonsuza kadar bölünmeyen başkenti olarak kalacağını söyledi. Bu ifadesiyle, Bush`un şimdiye kadar söylediği her şeyden daha ileri gitti.
Ayrıca bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi`nin birçok kararına aykırı düşüyor. Obama`nın adamları daha sonra geri adım atarak, bunun o anlamda söylenmediğini ifade ettiler. Şayet kişisel web sitesinde Obama`nın Orta Doğu politikasına ilişkin yazılanlara bakarsanız, her şeyin açık olduğunu görürsünüz: Filistinliler, hiçbir rol oynamıyor. Her şey İsrail`e verilen kayıtsız şartsız desteğin etrafında dönmektedir. Güya göreve başlamadığı için aktüel Gazze saldırısı hakkında da Obama`dan bir ses çıkmadı. Bu, bir skandaldır! Ama Bombay saldırıları hakkında açıklama yapabilmişti!

RM: Obama`nın başkanlığı nasıl olacak?
Chomsky:
Bush`un ikinci dönemi gibi olacağına ilişkin birçok karine mevcut. Bush`un siyaseti başlangıçta aşırı kibir, hukuku hiçe sayma ve suç işleme tarafından belirlenirken, ikinci kez seçildikten sonra ılımlı bir çizgiye geri döndü. Obama`nın ekibi, bir şey söylememeye özen gösteriyor. Ön planda “umut”, “değişim” ve “birlik beraberlik” gibi yüksekten uçan belagat örnekleri durdu. İyi ama bütün bunlar ne anlama geliyor?

RM: Obama, en azından Guantánamo`yu kapatacak.
Chomsky:
Obama, bu konuda yavaş ve dikkatli adım atılacağını daha yeni söyledi. Yani bu iş o kadar kolay olmayacak. Ama McCain de zaten Guantánamo`yu kapatacaktı. Guantánamo, ülkemiz için son derece utanç verici. Cumhuriyetçi sorumlular, Demokratik Parti yönetiminin de Guantánamo ve diğer cezaevlerinde ne olup bittiği konusunda bilgilendirildikler ini zaten ima etmişlerdi. Donald Rumsfeld`i suçlamak kolay, ama o tek başına ve gizlice hareket etmedi. Bu nedenden ötürü, bu suç işleyenlerin hukuki açıdan ciddi olarak üstüne gidilmeyecek.
 
RM: Yeni başkan, bir toplumsal hareketten gelmiyor. Seçimi profesyonel bir kampanyanın sonucudur. Barack Obama kimdir?
Chomsky:
Obama, her zaman belirsizlikle maluldür. Başta kendini temiz beyaz bir kağıt gibi sundu. Bir seçim kampanyası, günbegün seçmene duyurulanla beslenir. Ama Obama`nın seçim kampanyasında söylenenler bir şey ifade etmiyordu. “Umut” ve “değişim”. Obama`nın söylediklerinden, onun kim olduğunu çıkaramazsınız. Sol bile Obama`nın Irak savaşına ilkesel olarak karşı olduğunu sanıyor. Peki öyle mi? Obama için Irak savaşı stratejik bir hataydı. Irak savaşını ilkesel olarak reddetmek demek, bu savaşın yanlış olduğunu söylemeyi gerektirir, böyle olmayacağını söylemeyi değil. Nazi generalleri de Stalingrad`dan sonra bu kadar ileri gitmenin bir hata olduğunu söylemişlerdi.

RM: Obama, bir Nazi generalini mi andırıyor?
Chomsky:
Hayır, ama savaşı eleştirme biçimi ilkesel olmaktan başka her şeye benziyor. Onun için önemli olan tek şey bizim için iyi olandır, bunun için yüz binlerce insanı öldürüp öldürmediğimiz değil. Barış gücü İsrail`e gönderilmeli

RM: Obama, dış politikada önce İsrail-Filistin çatışması ile yüz yüze gelecek. Nasıl hareket etmeli?
Chomsky:
ABD, bizi dünyada izole eden ret tutumundan vazgeçmelidir. İsrail`in devam eden saldırıları – sadece Gazze`de değil, Batı Şeria`da da – siyasi bir çözümün olanaklarını dinamitlemektedir.

RM: Ama Hamas roketleri de kriminal!
Chomsky:
Bu doğru, kriminal ve siyaseten aptalca. Ama bu, İsrail`in buna karşı kendini savunma hakkının olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte İsrail`in elinde kendini savunmak için mükemmel bir araç olabilirdi: Uluslararası uzlaşmayı kabul etmek ve Filistinlilere kendi devletlerini kurma hakkını teslim etmek.

RM: Bu konuda emin misiniz?
Chomsky: Hamas`ın saldırıları, İsrail`in işlediği suçlara karşı misilleme darbeleridir. İsrail, 2000 yılında Lübnan`dan çekildiği zaman Hizbullah`ın İsrail`e karşı düzenlediği saldırılar sona erdi. 2006 yılına kadar bir tane bile roket atılmadı!

RM: Hamas lideri Halid Meşal, İsraillilerin Filistinlilere karşı uyguladığı bir Holokost`tan söz etti. Bu benzetmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Chomsky:
Tabii ki saçma bir benzetme. Srebrenica jenosit olarak adlandırıldı; bu, uygun bir benzetme miydi? Durumu, belki de Varşova gettosu ile karşılaştırabiliriz.

RM: Gençliğinizde Siyonist idiniz ve ortak bir Yahudi-Arap federasyonu fikrini destekliyordunuz.
Chomsky:
Bu, o zamanlar yani 1940`larda ve 1967`den sonra kesinlikle gerçekçi bir vizyondu. İsrail`in bölgede sözü geçiyordu ve federal bir model istikametine doğru yönelebilirdi. İsrailli üst düzey gizli servis elemanlarının bunu önerdiğini bugün biliyoruz. Ama İsrail hükümeti bunu istemiyordu.

RM: Gazze`ye uluslararası barış gücü yerleştirilmeli mi?
Chomsky:
Barış gücü İsrail`e gönderilmeli, çünkü saldırgan olan ve Gazze Şeridi`ni abluka altına alan İsrail`dir

RM: Genç iken İsrail`de yaşadınız.
Chomsky:
Hatta eşim ve ben orada kalmayı da düşündük, ama sonra durum farklı gelişti. Bugün Amerikalı genç Yahudiler, İsrail`e sırtını dönüyor. Politikamız vatandaşlarımızın isteklerine göre belirlense, bu değişebilir.

RM: Yazılarınızda “entelektüel öz savunmayı” öneriyorsunuz. Bu nasıl olacak? Bunun için hepimiz Marks mı okumalıyız?
Chomsky:
Örmeğin İsrail`in saldırıları hakkında bilmemiz gerekenlerin çoğu medyada var. Sadece dikkatle bakmamız gerekiyor. Ve bazı şeyleri de her yanıyla düşünmeliyiz, mesela şu sonu gelmeyen `Bir devlet, saldırıya uğrarsa kendini savunma hakkı vardır` mantrasını Nazi Almanyasının partizan terörüne karşı kendini savunma hakkı var mıydı?

RM: Ama İsrail, Nazi Almanyası değil ki!
Chomsky:
Tabii ki değil. Ama burada söz konusu olan ilkedir: Saldırgan olan İsrail`dir.

RM: Siz, medya çağının moralistisiniz: Entelektüellerin bugünkü görevi nedir?
Chomsky:
Entelektüeller konformist olma ve iktidarı destekleme eğilimindeler. Tarihi yazan kendileri olduğu için, bu konuda onlar üzerine genellikle oldukça iyi şeyler yazılıdır. Oysa belgelere bakıldığında durumun farklı olduğu görülür. Hans Morgenthau, entelektüelleri iktidar sahiplerinin konformist reayası olarak tanımladı. Bunda da haklıydı.

RM: Ama eleştirel entelektüeller de var. Anna Politkowskaja ve diğer Rus gazetecilerini düşünün!
Chomsky:
Evet, İncil`de bile eleştirenin hayatının tehlikede olduğu yazılıdır: Peygamberler, kralı ikaz ettiler, karşı çıktılar ve onun vicdanına hitap ettiler. Bugün olsaydı peygamberleri eleştirel entelektüeller diye adlandırırdık. Onlara iyi davranıldı mı? İlyas, İsrail`in düşmanı olarak mahkûm edildi. Peygamberler çöle sürüldü ya da hapse atıldı. Yüzyıllar geçtikten sonra şereflendirildiler, ama yaşadıkları çağda değil. Yaşadıkları çağda o şerefe sahte peygamberler nail oluyordu. Sovyetler Birliği`nde, Rusya`da, ama 1989`da ABD tarafından desteklenen ölüm tugaylarınca önde gelen Latin Amerikalı entelektüeller olan altı Cizvit`in katledildiği El Salvador`da da eleştirel entelektüellere kötü muamele edilir. Bugün Oscar Romero`dan artık kim bahsediyor ki?

RM: Kendinizi peygamber gibi mi hissediyorsunuz?
Chomsky:
Peygamber, bugün eleştirel entelektüel olarak adlandırdığımızdan başka bir şey değildir.

ÜLKESİNİ SEVMEK ÜZERİNE
RM: 70 yıllık politik gözlemden sonra Noam Chomsky`nin Amerikan rüyası bugün nasıl görünüyor?
Chomsky:
Ütopyalara ve rüyalara pek inanmam. Ama Birleşik Devletlerin işleyen bir demokrasi olmasını arzulardım. Amerikan halkının yüzde 95`inin, kamuoyunun ne düşündüğünün hükümetin umurunda olmadığı düşüncesine katılıyorum. Amerika`yı seçimlerin PR endüstrisinin bir pazarlama kampanyası olduğu bir ülke olarak değil, insanların fikirlerinin siyaseti etkilediği ve demokratik kontrolün bütün kurumlara kadar uzandığı işleyen bir demokrasiye sahip bir ülke olarak görmek isterdim. Buna işçilerin ve kamuoyunun sanayiyi kontrol etmesi de dahildir. Bunlar, çok eski Amerikan idealleridir. Modern Amerika`nın önde gelen sosyal filozofu John Dewey için
politika – en azından üretimin, ticaretin, finans sisteminin, medyanın vs. kamuoyunca kontrol edildiği endüstriyel bir demokrasiye ulaşan dek – ekonominin toplum üzerindeki gölgesidir.

RM: Bu nasıl sağlanabilir?
Chomsky:
Amerikan tarihinin önemli ilerlemeleri yukarıdan hediye olarak verilmedi, bilakis aşağıdan doğru verilen sosyal mücadeleler sonucu sağlandı. Bu düşünce özgürlüğü için olduğu kadar sosyal sistemin nüveleri için de geçerlidir. Bu şeyleri rüya olarak tanımlamak hiç hoşuma gitmiyor, çünkü bunların kesinlikle olanaklı olduğunu düşünüyorum. Bunlar uzun vadeli hedeflerdir.

RM: Babanız, dünyanın en özgür ve en fundamentalist ülkesi olarak tanımladığınız Birleşik Devletler`e göç etti. Amerika`yı seviyor musunuz? Bir Amerikalı olmaktan gurur duyuyor musunuz?
Chomsky:
Sevgi, kişiler arasındaki bir ilişkidir, kişi ve soyut kurumlar arasında değil. Başarılarınızla ya da çocuklarınızla gurur duyabilirsiniz. Ülkenizin savunduğu şeyler, mesela düşünce özgürlüğü için sevinebilirsiniz. Düşünce özgürlüğü herhalde bütün özgürlüklerin içinde en temel olanıdır ve Birleşik Devletler ifade özgürlüğünü korumakta dünya çapında en önde gelir. Bundan gurur duyuyor muyum? Bunu ben gerçekleştirmedim ki gurur duyayım. Ama bundan memnunum ve bunun nasıl (yurttaşlık hakları hareketinin anayasa mahkemesinde düşünce özgürlüğü için en üst standartları kabul ettirme mücadelesiyle) elde edildiğini biliyorum. Ama gurur, bunun için uygun kelime değil.

RM: Amerikalı olmaktan memnun musunuz?
Chomsky:
Evet. Yoksa burada kalmazdım.

RM: Dilbilimde devrim yarattınız, Amerikan sisteminin önde gelen eleştirmenisiniz, düzinelerce kitap yazdınız, yüzlerce deneme, konuşma ve konferans. 100 yaşınıza geldiğinizde sizden nasıl söz etmeli?
Chomsky:
Kulağa sahte tevazu gibi gelse de, aslında hiç umurumda değil.
 

ensonhaber.com



İşte Barrack Obama'nın 'Zio-faşist'i

11 Kasım 2008 06:23/Yeni Şafak


“Obama kurbanları” kesenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Obama kadar Bu “altın adam”ı da izlemenizde yarar var. İşte 'değişim'in şüpheli adı Rahm Emanuel.



İbrahim Karagül'ün köşe yazısı

O artık, “devrim ve değişim” sloganıyla dünyevi iktidarın zirvesine ulaşan ezilmişlerin ve ötekilerin temsilcisinin, ırkçılığa karşı tarihsel zaferin mimarının, Müslüman dünyada adına kurbanlar kesilen siyah liderin “altın çocuğu.” Dünyaya düzen getirecek, adalet getirecek diye bakılan, adeta Mesihleştirilen adamın sağ kolu.

Aile geçmişi, gelişim süreci, ait olduğu çevre, üslendiği sorumluluklar, sırlarla dolu hikayesi, Nazi bağlantıları, yüzlerce Filistinlinin öldürülmesiyle ilgisi, Deir Yasin katliamıyla alakası ve kapkaranlık bir hayat!..

Bazılarına göre bir teröristin oğlu, “vaat edilen toprak” için savaşan örgütün mensubu. Küresel ekonomik krizin en önemli sebebi olarak gösterilen Hedge fon yöneticisi olan ve büyük paralar kazanan adam.

İsrail yanlısı değil, İsrail aşırı sağı mensubu.. Bildiğimiz anlamda bir Zio-faşist. Elinden gelse bütün Ortadoğu'yu düm düz etmek isteyen biri. George Bush'u bile, İsrail'e yeterli destek vermediği için eleştiren adam. Tam anlamıyla ırkçı…

18 yaşına kadar İsrail vatandaşıydı. İsrail pasaportunu gizledi. 1991'deki Körfez Savaşı sırasında İsrail pasaportunu gün yüzüne çıkarıp, “ülkesi” İsrail'i Saddam'ın füzelerinden korumak için askere gitti. Lübnan sınırında görev yaptı.

Ailesi, 1931-40 yıllarında Naziler'le işbirliği yapıp Filistinlilere ve İngilizlere karşı savaşan terörist örgütlere mensuptu. Benahem Begin'e bağlı Irgun çetesinin üyesiydi. Siyasi suikastler yapıyor, BM temsilcilerini öldürüyor, Filistinlileri topraklarından sürmek için köy katliamlarına girişiyorlardı. Bu terörist operasyonlar İsrail devleti ilan edilene kadar devam etti.

İşte “altın adamı”mızın geçmişi, bugün İsrail ordusunun temelini oluşturan bu terörist örgütlere uzanıyor. Amcası bu saldırılar sırasında ölür ve adamımıza amcasının adı verilir.

Babası Benjamin Auerbach'tır. Söz konusu örgütlere silah sağlayan isimlerdendir. Stern çetesi bu örgütlerden en radikalidir ve ailesi bu örgütle bağlantılıdır. İngiltere'nin Filistin'i terk etmesi ve İsrail devletinin kurulması için Nazilerle birlikte hareket ederler. İrgun'un çocukları, aslında Nazi müttefiki Yahudilerdir!

Auerbch soyadı sonradan Emanuel olarak değiştirilir. Adamınızın adı da Rahm yani Rahmim'dir. Rambo bile derlermiş kendisine. Clinton ekibinde yer alan, İsrail ve Ortadoğu ile ilgili her girişimin içinde bulunan kişidir. Babası gibi o da çifte pasaportluydu. Hem İsrailli hem Amerikalı…

Bazılarına göre bugüne kadar Barack Obama'yı yöneten, koruyan, destekleyen, ona yol gösteren kişi olmuştur. Obama'nın Musevi lobi kuruluşlarının en büyüklerinden AIPAC'taki programını da o ayarlamıştır.

Ve Rahm Emanuel, Obama ekibinin başına getirilmiştir. O artık Beyaz Saray'daki en etkin kişidir. Hem Beyaz Saray'ı hem de Obama'yı yönetecek gerçek kişidir. Daha şimdiden İran konusunu tartışmaya açmıştır.

Tıpkı ABD yönetiminde her zaman konumunu koruyan, ABD'den daha fazla İsrail aşırı sağına mensup olan diğer çifte vatandaşlar gibi. Kimler onlar?

Rechard Perle, Paul Wolfowitz, Lawrence Franklin, Douglas Feith, I. Lewis Libby, Eliot Abrams, Marc Grossman, Robert Zoellick, Ari Fleisher, David Frum, John Bolton, Eliot Cohen, Davud Wurmser ve daha niceleri. Hanry Kissinger'ı da ekleyelim.

Hepsi neocon ortağı. Hepsi ırkçı. Hepsi Yeni Amerikan Yüzyılı projesinin mensupları. Hepsi sekiz yıldır İslam dünyasını savaş alanına çeviren ekipten. Hepsi İsrail aşırı sağına mensup. Amerika'dan çok İsrail'i devlet olarak görür. Bu yüzden de ABD'nin sırlarını İsrail'e taşır. Bir çoğu nükleer casusluk olayına karışmış, soruşturmalar atlatmış. Aslında hepsi istihbaratçı. Tabi İsrail adına. Hepsinin, ama hepsinin ortak iki noktası İsrail'e bağlılık ve İslam düşmanlığı. Bu yüzden ABD'nin siyasi gücünü, askeri gücünü kendi düşmanları üzerine salmışlardır.

Rahm Emanuel, aynı misyonu üslendi. ABD'deki Musevilerin yüzde 80'e yakını bu yüzden Obama'ya oy verdi. Onun döneminde ABD'nin, Ortadoğu politikasında hiçbir değişiklik olmayacak. Belki savaş daha da yayılacak. Daha kampanya döneminde yeni ABD Başkanı'na “Pakistan'ı vuracağım” dedirten ne olabilir? Elbette bu ülkenin nükleer gücü. Peki bu kimi rahatsız ediyor? Elbette İsrail'i.

Obama tarihsel bir figür. Başkan Yardımcısı başka biri. Ama bu dönem adından en çok söz ettirecek olan Rahm Emanuel. “Değişim” bu mu?

Barack Obama'nın aslında pek bir yerde yer almayan bir sözünü hatırlıyorum. “Aile geçmişimiz Müslümanlıktan önce Yahudi olabilir.”

Yahudilik veya İsrail değil konumuz. Bu ideolojik kadroların ABD üzerinden dünyaya nasıl bedel ödettikleridir. Bu yüzden bizim için önemlidir. Bu yüzden “Obama kurbanları” kesenler hayal kırıklığına uğrayabilir.

Obama kadar Bu “altın adam”ı da izlemenizi öneriyorum!

OBAMANIN GELIS NEDENI; ETIBANK

Obama'nın  Türkiye’ye gelme sebebi belli oldu sonunda

Etibank satılıyor!..

Asıl değeri 9 (dokuz) trilyon dolar dikkat!!!

 

9 Milyon veya

9 Milyar değil

9 Trilyon dolar...

 

ABD sadece 40 kırk Milyon dolara kapatacak!

 

Yazıklar olsun....

Kaptırana, verene VE susup seyredene....   

Hepinizin bildiği gibi Etibank özelleştirilecek.. (alıcısı Amerika)

ve bor işletmeleri Etibank bünyesinde. Konulan fiyat 40 milyon $.

 

Lütfen bir daha okuyun ve lütfen herkese iletin...

Yasadığın dünyayı sorgulayamıyorsan, barı ülkeni sorgula.....

 

ÖNEMLİ....! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ..

Borla çalışan araba üretildi,maliyeti 200 TL olan 1 kg bor ile 19 000 km yol yapabiliyor(1100kg. oto sabit 100 km süratle giderse) Bu demek oluyor ki Petrole son. Tam tersine Batılı ülkeler bor işletmeciliğinin kansere yol açtığını iddia ederek BOR madeninden soğutma çabası içindeler. Oysa bu mucize maden kanser tedavisinde de kullanılmaktadır. Türkiye kıskaçta!

Arabayı bor madeniyle çalıştıracak patentli 600 proje olduğu ortaya cıktı.

TÜRKİYE, dünyada bor rezervinin yüzde 73`üne sahip Ve Türkiye GELECEĞİN DUBAİSİDİR

Uluslararası teröristler Türkiye uyanmadan bu kaynağı ele geçirmeyi planlıyor.

 

Bunu ileti olarak da ulaştıralım... 

vatanını seven herkese gönderelim

 

TMMOB

ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI

İSTANBUL ŞUBESİ

Fetih suresiyle hidayete eren Papaz

Müslüman olmadan önce Moises De Oliveria olan ismini İslam’a girdikten sonra Musa olarak değiştiren genç papazın hayatı, Fetih Suresi’ni dinlediğinde değişmeye başlamış.
 
Allahu Teala Nasr Suresi’nde şöyle buyuruyor; “İnsanların Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile.”
9 sene bir papaz okulunda eğitim gördükten sonra kilisede göreve başlayan Brezilyalı genç papazın İslam’a giriş hikayesini dinledikten sonra tekrar yukarıdaki ayetleri hatırladım. Müslüman olmadan önce Moises De Oliveria olan ismini İslam’a girdikten sonra Musa olarak değiştiren genç papazın hayatı, Fetih Suresi’ni dinlediğinde hissettiği enteresan duyguların ardından değişmeye başlamış. Bu değişim bir ay gibi kısa bir sürenin ardından genç papazın Müslüman olmasıyla sonuçlanmış. Hakan Albayrak’ın dediği gibi “Dünya umumi bir ihtilale hazırlanıyor.” Bu umumi ihtilalin en güzel renkleri ise Müslüman olarak İslam Ailesi’ne katılan yeni kardeşlerimiz olsa gerek.

- Papaz olmaya nasıl karar verdiniz?
Anne ve babam iyi bir Katolikti. 11 yaşıma ulaştığımda beni Cuiaba Şehri’ndeki Sangusal Koleji’ne kayıt ettirdiler. Papaz olmaya karar vermem daha çok ailemin yönlendirmesiyle gerçekleşti.
- Sangusal Koleji’nde nasıl bir eğitim veriliyordu?
Şehirdeki dindar aileler çocuklarını bu koleje kayıt ettiriyorlar, 9 sene süren eğitimin ardından okuldan mezun olan öğrenciler kilisede göreve başlıyorlardı. Sangusal Koleji Brezilya’nın en itibarlı papaz okullarından biridir. Okulda ilahiyat eğitimi başta olmak üzere tarih, fizik, kimya, matematik, edebiyat, pedagoji ve dil eğitimi alıyorduk. Ben de 9 sene bu okulda eğitim gördükten sonra papaz olarak Cuiaba’daki bir kilisede göreve başladım.
- Eğitim gördüğünüz bu papaz okulunda İslam hakkında neler öğreniyordunuz?
İslam’ın Araplar tarafından benimsenen sapkın bir din olduğu, Kuran’da bulunan bölümlerin büyük bir kısmının İncil ve Tevrat’tan çalındığı ve Hz. Muhammed’in kadınlara çok düşkün biri olduğu anlatılıyordu. Ben de aldığım eğitim gereği İslam’dan nefret ediyordum.
- İslam’dan bu kadar nefret ederken Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz? Bize İslam’a giriş hikayenizi anlatır mısınız?
Babam bir gün bana Lübnanlı Muhammed adında Müslüman bir arkadaşı olduğundan bahsetti. “Bu adamı ikna edip İslam’dan uzaklaştırmalı, daha sonra da ona Hıristiyanlığı kabul ettirmeliyim” diye düşündüm. Babamla birlikte Lübnanlı Muhammed’i ziyarete gittik. Muhammed sürekli tebessüm eden, 50 yaşlarında hoş bir adamdı. Lübnanlı Muhammed papaz okulunda bize anlatılan Müslümanlara hiç benzemiyordu. Ben yine de onu İslam’dan uzaklaştırıp Hıristiyan yapma konusunda kararlıydım. Bu nedenle ona cevaplamakta zorlanacağını düşündüğüm sorular sormaya başladım.
- Mesela ne sordunuz?
İslam Dünyası’nın niçin Hıristiyan Dünyası’ndan geri olduğunu ve Hz. Muhammed’in niçin çok evlilik yaptığını sordum. Lübnanlı Muhammed bu iki soruma da beni ikna edici cevaplar verdi. Ben Muhammed’e birkaç soru daha sorduktan sonra bu sefer o bana Hıristiyanlıkla ilgili sorular sormaya başladı. Lübnanlı Muhammed gerçekten çok bilgili bir insandı ve Hıristiyanlığı da çok iyi biliyordu. Ben de Muhammed’in bütün sorularına cevap verdim; fakat teslisle ilgili sorusuna gelince Muhammed’e ikna edici bir cevap veremedim. Çünkü teslis konusunda benim de kafam karışıktı ve kilisedeki papaz arkadaşlarla sık sık teslis hakkında kendi aramızda tartışmalar yapıyorduk.
“KURAN’I DİNLEDİKÇE KALBİM HUZUR DOLDU”
O günkü sohbetimiz 6 saate yakın sürdü ve sohbetin bitiminde Lübnanlı Muhammed bana Kuran’dan bazı bölümler okumak istediğini söyledi, ben de onun bu teklifini kabul ettim. Muhammed Kuran okumaya başladıktan birkaç dakika sonra beni şiddetli bir titreme sardı. Göremediğim bir şey vücudumu sımsıkı kavrıyordu ve Kuran dinledikçe kalbimin huzur dolduğunu hissediyordum. Kendimi yavaş yavaş kaybetmeye başladım. Lübnanlı Muhammed’e beni yatağa yatırmasını söyledim ve bir kaç dakika sonra da bayılmışım. Kendime geldiğimde Lübnanlı Muhammed’e Kuran’dan nereyi okuduğunu sordum. Fetih Suresi’ni okuduğunu söyledi ve kendisinden aynı yeri tekrar okumasını istedim. Lübnanlı Muhammed yaşadıklarım nedeniyle korkmuştu bu nedenle Fetih Suresini tekrar okumak istemiyordu. Ayrıca babam da bir hayli telaşlanmıştı o da tekrar Kuran okunmasına karşı çıkıyordu. Fakat ben ısrarla Fetih Suresi’nin tekrar okunmasını istedim. Yoğun ısrarım üzerine Muhammed tekrar Fetih Suresi’ni okumaya başladı. Fetih Suresi’ni dinledikçe kalbimin yıkandığını hissediyordum, içim huzur doluyordu ve İlahi bir güç beni sarıyordu. Tekrar titremeye başladım ve bayıldım. Bu sefer kendime geldiğimde bir hastanedeydim, bayılınca babam ve Lübnanlı Muhammed beni hastaneye kaldırmışlar. Doktorun isteği üzerine iki gün hastanede yatmak zorunda kaldım. İçimde büyük bir huzur vardı, sürekli olarak Fetih Suresi’ni dinlemek istiyordum fakat babam buna izin vermiyordu. Hastaneden çıkar çıkmaz tercüme edilmiş bir Kuran aldım ve bu Kuran’ı okumaya başladım. Okuduğum her bölüm beni etkiliyordu ve Kuran’ın Allah tarafından gönderildiğini kesin olarak hissediyordum. Birkaç gün sonra kiliseye geri döndüm ve başpapaza İslam hakkında ne düşündüğünü sordum. Başpapaz İslam’ın fanatiklerin dini olduğunu ve insanları teröre teşvik ettiğini söyledi. Daha sonraki günler de İslam hakkındaki tartışmalarımız sürdü, ben bir taraftan papaz arkadaşlarımla İslam hakkında tartışıyordum diğer taraftan da Kuran okuyarak kendimi Müslüman olmaya hazırlıyordum. Lübnanlı Muhammed’le tanışıp Fetih Suresi’ni dinledikten bir ay sonra Cuiaba’daki İslam Merkezi’ne gidip Kelime-i Şehadet getirerek İslam’a girdim ve Moises De Oliveria olan ismimi Musa olarak değiştirdim.

- Müslüman olmanız kilisedeki papazlar ve kiliseye devam eden Hıristiyan Cemaat tarafından nasıl karşılandı?
Kilisedeki papazlar bendeki değişimi ve İslam’a olan ilgimi fark ettikleri için her an Müslüman olmamı bekliyorlardı. Bu nedenle çevreye benim Lübnanlı Muhammed tarafından büyülendiğim yalanını yaymaya başlamışlardı. Hatta babama benim delirdiğimi söyleyerek, tedavi olmam için hastaneye yatırılmamı istiyorlardı. Fakat babam onların bu isteklerini kabul etmedi; çünkü benim yaşadıklarım babamı da çok etkilemişti. Papazlar daha sonraki günler bana karşı daha düşmanca davranmaya başladılar ve beni kafir ve sapkın olmakla suçladılar.
“ALLAH BANA HİDAYET GÖNDERDİ”
- Din değiştirmek bir insan için çok zor bir şey. Ayrıca siz bir papazsınız. Bir ay gibi kısa bir sürede eski dininizi terk edip, yeni bir dine girmek sizin için zor olmadı mı?
Dediğiniz kesinlikle doğru. Din değiştirmek bir insan için zor bir durum. Çünkü yıllardır inandığınız bazı şeyler var ve din değiştirdiğinizde bunları birden bire terk edip kendinize yeni bir dünya kuruyorsunuz. Ayrıca yıllardır birlikte yaşadığınız bir çevre var. Bu çevre din değiştirdiğiniz zaman sizi kafir ve sapkın olmakla suçluyor. Fakat Allah bana öyle bir iman verdi ki karşılaştığım sorunların hiçbiri Müslüman olmamı engelleyemedi. İslam’ın Allah katındaki tek gerçek din olduğuna en ufak bir şüpheye düşmeden iman ettim. Çünkü Allah bana kendi katından hidayet gönderdi ve bana imanı bahşetti. Bu nedenle Allah’a sürekli olarak şükrediyorum.
İslam; insan fıtratına en uygun dindir, Müslüman olduktan ve İslam hakkındaki araştırmalarımı daha da derinleştirdikten sonra bu durumu daha iyi kavradım. Mesela Hıristiyanlık, papazların ve rahibelerin evlenmelerine yasak koyuyor.
Fakat Allah insanı karşı cinse meyilli olarak yaratmış, karşı cinsle birlikte olmak, onu arzulamak her insanın fıtratında var. İnsanın fıtratında olan isteği engellemeye çalışırsanız insanlar ahlaki olmayan yollara başvururlar. Papazlar tarafından gerçekleştirilen cinsel taciz olayları artık utanç verici seviyelere ulaştı. Papa bile papazlar tarafından gerçekleştirilen cinsel tacizlerden rahatsız ve bu duruma bir çare bulunmasını istiyor. Kilise içinde yaşanan cinsel taciz olaylarının ancak çok az bir kısmı basına sızıyor, çoğu ise Vatikan’ın emriyle saklanıyor. Müslüman olduktan sonra beni etkileyen şeylerden biri de İslam’daki müthiş denge. İslam insanların bütün ihtiyaçlarını son derece dengeli bir şekilde karşılıyor ve insanın hayatında boşluk bırakmıyor. Zihninizdeki her soruya Kuran’dan ve Peygamber Efendimizin sözlerinden cevaplar bulabiliyorsunuz. Fakat Hıristiyan din adamları teslis inancını açıklayamıyorlar.
İslam bize Allah’ın bir olduğunu söylüyor, fakat Hıristiyanlıktaki teslis inancına göre 3 Tanrı vardır. Hz. Adem’den itibaren gelen dinlerin tümü Allah’ı birlemek için gönderilmişken, Hıristiyan din adamları nasıl olur da insanları teslise inanmaya davet edebilirler. Bu durum büyük bir çelişki. Ayrıca İslam, inananlara ırk ayrımı yapmadan mazlum olan herkese yardımda bulunmalarını öğütlüyor. İslam insanlara şükretmeyi öğretiyor. Hıristiyanlar dini sadece bir inanç olarak algılıyorlar; fakat Müslümanlar öyle değil. Müslümanlara göre İslam, hayatın her alanına kurallar koyan bir dindir bu nedenle İslam diğer dinlere göre ayrıcalıklıdır.
“DİNLER ARASI DİYALOG İMKANSIZ”
- Dinler arası diyalog çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Böyle bir durum mümkün mü?
Bu imkansız bir şey. Çünkü İslam haktır, diğer dinler ise batıldır, hak ile batıl hiçbir zaman bir araya gelemezler. Müslümanlar İslam’la Hıristiyanlığı birbirine yakınlaştırmak yerine insanlara İslam’ı ulaştırmalılar.
- Vatikan son yıllarda dinler arası diyalog çalışmalarını arttırdı. Sürekli olarak Müslüman kanaat önderleriyle dinler arası diyalog toplantıları yapıyor. En son Ürdün’de geniş katılımlı bir toplantı gerçekleşti. Sizce Vatikan dinler arası diyalog toplantılarıyla neyi hedefliyor ve dinler arası diyalog çalışmalarına niçin bu kadar çok önem veriyor?
Vatikan bu çalışmalar aracılığıyla İslam’ın yayılmasını engellemek istiyor. Çünkü insanlar İslam’ın diğer dinlerden farklı olduğunu anlıyorlar ve bu nedenle İslam’a giriyorlar. İslam, bu hızla yayılmaya devam ederse 150 yıl sonra Avrupa’daki en büyük din olacak ve Latin Amerika Ülkeleri İslam’ın merkezlerinden biri haline gelecek.
- Bir paradoksla ilgili düşüncenizi öğrenmek istiyorum.11 Eylül saldırıları gerçekleştikten sonra bir çok Müslüman kanaat önderi ve yazar, İslam’ın dünyadaki yayılma hızının yavaşlayacağı yönünde görüş beyan ettiler. Fakat bugün çıkan gerçekler tam tersi bir durumu ortaya koyuyor. İngiltere İçişleri Bakanı Jackoi Smith geçenlerde BBC’ye yaptığı açıklamada 11 Eylül saldırılarının ardından sadece İngiltere’de 400 bin İngiliz’in Müslüman olduğunu ve İslam’ın 11 Eylül saldırılarının ardından bütün Avrupa’da inanılmaz bir şekilde yayıldığını söyledi. Latin Amerika ülkelerin de ise 11 Eylül saldırılarından sonra İslam’a giriş hızı yüzde yüz arttı. 11 Eylül saldırıları İslam’la terörün bir arada anılması için güçlü bir zemin sağlamasına rağmen, insanlar niçin İslam’dan ve Müslümanlardan korkmak yerine İslam’a girmeyi tercih ediyorlar?
Allah Kuran’da “Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır olabilir” diyor. 11 Eylül saldırıları gerçekleştiğinde Batı Basını bütün Müslümanları terörist, İslam’ı da bir terör dini olarak gösterdi. Fakat insanlar gerçeğin öyle olmadığını fark ettiler. 11 Eylül saldırılarına kadar insanlar İslam hakkında pek fazla şey bilmiyorlardı. 11 Eylül saldırıları gerçekleşince Latin Amerika’da ve Batı da bir çok insan İslam’ı duydu ve de İslam’ı araştırma gereği hissetti. Bu araştırma süreci ise insanları Kuran’la tanıştırdı ve insanlar Kuran okudukça gerçeği görüp İslam’a girmeye karar verdiler. Ben kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin terör eylemlerini asla doğru bulmuyorum. Fakat zulüm gören insanların kendilerini savunma hakları vardır ve İslam da insanlara zulüm gördüklerinde kendilerini savunmalarını öğütlemektedir.
- Son olarak Brezilya’dan ayrılıp Şam’a niçin geldiğinizi öğrenmek istiyoruz…
Peygamber efendimizin Şam’ı öven bir çok hadisini duymuştum ve okuduğum bir çok kitapta Şam’dan övgüyle bahsediliyordu. Ayrıca başta Ebu Hureyre, Hz. Bilal, Halid bin Velid gibi sahabiler olmak üzere yüzlerce sahabi Şam’a gelmişler ve Şam’da bir çok sahabinin kabri bulunuyor. Bu nedenlerden dolayı Şam’ın mübarek bir yer olduğunu düşünüyorum. Benim yaşadığım şehir olan Cuiaba’da sürekli olarak gittiğim bir İslam Merkezi vardı. Bu merkezdeki imamımız İslam’ı daha iyi anlamamız ve insanları İslam’a davet etmemiz için Arapçayı öğrenmemiz gerektiğini söylüyordu. Ben de Brezilya’daki davet çalışmalarımızı daha iyi yürütebilmek ve daha fazla Brezilyalının İslam’a girmesine vesile olmak için Şam’a gelip Arapça öğrenmeye başladım. 2 sene sonunda Arapça öğrenip davet için tekrar Brezilya’ya geri dönmeyi düşünüyorum.

Adem ÖZKÖSE Gerçekhayat


MEVLİD KANDİLİ

 

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN....


SEN TÜRKİYESİN BİR DAHA DÜŞÜN!!!!

İşte “Sen Türkiyesin Büyük Düşün” sloganın örtmeye çalıştığı gerçekler:

- Türk Telekom, Arap'ın.
- Telsim İngiliz'in.
- Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
- İzmir Limanı Hong Konglu'nun...
- Araç muayene işi Alman'ın.
- Başak Sigorta Fransız'ın.
- Adabank Kuveytli'nin.
- İETT Garajı Dubaili'nin.
- Avea Lübnanlı'nın.
- Petkim? Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık Ermeni...)
- Finansbank Yunanlı'nın...
- Oyakbank Hollandalı'nın.
- Denizbank Belçikalı'nın.
- Türkiye Finans Kuveytli'nin.
- TEB Fransız'ın.
- Cbank İsrailli'nin.
- MNG Bank Lübnanlı'nın.
- Alternatif Bank Yunanlı'nın.
- Dışbank Hollandalı'nın.
- Şekerbank Kazak'ın.
- Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.
- Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
- Beymen'in yarısı Amerikalı'nın.
- Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nın.
- Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın.
- Eczacıbaşı İlaç, Çek'in.
- İzocam, Fransız'ın.
- TGRT(Fox) Amerikalı'nın.
- Demirdöküm Alman'ın.
- Döktaş Fransız'ın.
- Süper FM Kanadalı'nın.

“SEN TÜRKİYESİN BİR DAHA DÜŞÜN”

AKP, 29 Mart seçimlerinde aşağıdaki sloganını kullanıyor.

“SEN TÜRKİYESİN BÜYÜK DÜŞÜN”

Aşağıdakileri okuyunca bu sloganın Türkiye’yi küçülten
AKP’nin kusurlarını örtmek için kullanıldığı açıkça anlaşılıyor.

AKP’ye oy verecek olanlara
biz Saadet Partililer şöyle seslenme gereği duyuyoruz;

“SEN TÜRKİYESİN BİR DAHA DÜŞÜN”

1- İlk defa bir Başbakan " Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz" dedi
2- İlk defa ekonomi büyürken işsizlik arttı
3- İlk defa cari açık verilirken döviz kuru arttı.
4- İlk defa bir Başbakan zam isteyen memura "İMF'yi ikna edin" dedi.
5- İlk kez ithalat 100 milyar doları aştı
6- İlk kez cari açığın üstünde borçlanma yapıldı
7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye'de banka satın aldı.
8- İlk defa domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı
9- İlk defa düşük faizli dış borç yüksek faizli iç borç ile ödendi
10- İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, islamiyeti yok etmeye yemin
eden bir Papa'nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi.
11- İlk defa bir Başbakan " Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya" dedi.
12- İlk defa bir cami kiliseye çevrildi.
13- İlk defa kilise ve havralar imar planında yer aldı.
14- İlk defa bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan " Üstün Cesaret Ödülü" aldı.
15- İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi.
16- İlk defa bir Başbakan " bir dönem dini kullandık" dedi.
17- İlk defa petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi.
18- İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı.
19- İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların eline geçti.
20- İlk defa tezkere ret edilmesine rağmen Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti.
21- İlk defa bir Başbakan İslam dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP'un eş başkanı oldu.
22- İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı.
23- İlk kez İsrailli bir işadamına çok gizli bir şekilde 800 milyon dolar kaynak aktarıldı.
24- İlk defa bir Başbakan yapılan ihalede önce uçak istedi ama sonra Mercedes'e razı oldu.
25- İlk defa fındık üreticileri en büyük mitingi yaptı.
26- İlk defa bir Başbakan Türkiye'yi pazarladığını açıkça itiraf etti.
27- İlk defa tarımsal üretimde dış ticaret açığı ortaya çıktı.
28- İlk defa bir Başbakan çiftçilere " Gözünü toprak doyursun" dedi.
29- İlk defa kap kaç diye bir sektör ortaya çıktı.
30- İlk defa zina suç olmaktan çıktı.
31- İlk defa bir Başbakan en fazla yurt dışı gezisi yaptı.
32- İlk defa bir Başbakan " Borç yiğidin kamçısıdır" diyerek borçlanmayı bir başarı olarak gösterdi.
33- İlk defa enflasyon % 10 artarken pancar fiyatları 99 kuruştan 88 kuruşa indi.
34- İlk defa çiftçi ve emekliden vergi alınması sözü verildi.
35- İlk defa bir Başbakan Danışmanı Amerikalılara Başbakan için "Bu adamı kullanın, onu rogara süpürmeyin " dedi.
36- İlk defa GSMH artarken KDV tahsilatı yerinde saydı.
37- İlk defa bir Başbakan TMSF katkısıyla bu kadar çok TV ve gazete yönlendirdi.
38- İlk defa Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı misafir olarak gelen bir kralın ayağına gitti.Hem de 10 Kasım günü...
39- "İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ÇİFTÇİYE "ANANIDA AL GİT" DEDİ...
40- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ŞEHİD ZİYARETTİNDE "ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR"DEDİ

ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜ

henüz ondokuzunda gencecik bir fidan

filizlendi dağlarda

katıldı kervanına dağlarla konuşanların

ve okudu özgürlük türküsünü



silahları saz ettiler, kurşunları birer nota

kanları kalanlar için türkü oldu dağlarda



güneşi doğdu bu sabah

şehadet yolcularının

daha gür okundu bugün

özgürlük türküleri
 
 
parladı iman ateşi, söndü zalimin güneşi
 
bir yiğit daha katıldı özgürlük korosuna
 
silahları saz ettiler, kurşunları birer nota

kanları kalanlar için türkü oldu dağlarda

GRUP GENÇ
söz: hamit tokmak

FİLİSTİN İÇİN LÜTFEN OY VERİN! PLEASE VOTE FOR PALESTINE AND CHILDREN OF GAZA...

Şuanda CCN de oylama yapiliyor www.israel-vs-palestine.com , Israilin Gazzaya girmesini hakli goruyormusunuz diye? Lutfen oyunuzu kullanirmisiniz? Ayrica oyunuzu kullandiktan sonra yorum yapmak isterseniz yorumunuzuda yapabiliyorsunuz.
 
 
At these times cnn is voting which one is right palestine or israel? www.israel-vs-palestine.com Please support Palestine and make comment. Muslims of Gaza won this war forever.And for all the others EU, UN, USA, ISRAEL; there is no where to go. God wont be merciful to them such as they were not mercy to innocent people especially children.  Humanity died in GAZA in 28 dec. 2008; and to these days it is not  regenerated...
 
 
YEŞİL VADİ (green valley)

HORMONLU TOHUMLARI İSTEMİYORUZ. T.C. TARIM BAKANLIĞI' NA AÇIK MEKTUP‏

HORMONLU TOHUMLARI İSTEMİYORUZ. T.C. TARIM BAKANLIĞI' NA AÇIK MEKTUP‏

T.C. TARIM BAKANLIĞI' NA AÇIK MEKTUP
 
ACİL UYARI!!!
 
DERİN VE KARA TEHLİKE...
 
İSRAİL'İN ŞEYTANI PLANI
 
''ÖNCE VÜCUDUMUZ SONRA TOPRAKLARIMIZ İŞGAL EDİLCEK''
 
İsrail'den GDO'lu domates tohumu!
 
Dünyayı çok büyük felaketler bekliyor!
*Alerji,
*Enzim bozukluğu,
*Alzheimer,
*Kanser
*Sperm sayısı düşüklüğü
 
Soyu kesik tohumlar!
 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
 
BU İLETİYİ GÖNDERECEĞİNİZ MAİL ADRESLERİ BAŞKA FAYDALI OLABİLECEK ADRES BULURSANIZ EKLEYİN
 
 
 
ARKADAŞLAR AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ BİLGİ EDİNMENİZ İÇİN BIRAKTIM BİR İNCELEYİN
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TEŞEKKÜRLER ÇAĞRI

BOYCOTT ISRAEL & USA (MAJOR TERROR NATIONS)



 
 








 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




  

İSRAİL'E DİRENEN TEK ADAM CHAVEZ

İsrail'e meydan okuyan tek adam
İsrail'in Gazze'ye girerek 600 Filistinliyi öldürmesi karşısında BM, Arap Birliği, Arap ülkeleri ve Avrupa Birliği tek somut bir adım atamazken, Venezuella Devlet Başkanı Chavez, şu anda Gazze'de olan biten 'soykırım' diyerek İsrail büyükelçisini çalışanlarıyla birlikte sınır dışı etti.
 
 

Venezuelle Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada sınırdışı emrinin İsrail büyükelçisine ulaştırıldığı belirtildi.

PERES, BUSH'LA BİRLİKTE LAHEY'DE YARGILANMALI

Bu duyurudan saatler önce de Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez, televizyonda yayınlanan beyanında "Şu anda Gazze’de olup bitenler holokostun ta kendisidir. Artık İsrail Devlet Başkanı ABD Başkanı’yla birlikte Lahey’de soykırımdan yargılanmalıdır" dedi. 

Chavez önceki gün de ABD’yi, Ortadoğu’yu istikrarsızlığa itmek ve İsrail saldırılarını meşrulaştırmak için zehirletmekle suçlamıştı.

KAYNAK: http://content.hurriyet.com.tr/?path=/dunya/10714995.asp&y=41&mid=10714995


 

Konuşulan konu موطني I'AM PALESTINE.I'AM IRAQ

 
from juba;
 
my muslim brother forever; (Allah ondan ve bütün mücahidlerden razı olsun.)
أنا عربيِِ و العربيٌ ليس منّي ..... عارً على حكّام العرب لسكوتهم لمجزرة غّزة
 
و بكى محمد و عيسى و موسى على غزّة . فلّوجة  . قدس . بغداد اللعنة على من سكت 
 
 Cried Mohammed and Jesus and Moses and the Gaza Strip. Fallujah. Jerusalem. Baghdad ...
The curse of the silent...
 
Cried Mohammed, Jésus et Moïse et la bande de Gaza. Fallujah. Jérusalem. Bagdad ...
La malédiction du silence ....
 
Gritó Jesús y Mahoma y Moisés y la Franja de Gaza. Faluya. Jerusalén. Bagdad ...
La maldición del silencio ....
 
VE AGLADI MOHAMMAD VE İSA VE MUSA GAZZE'YE.FELLUCE'YE.KUDUS'E.BAGHDAD'A.
LANET OLSUN SESSİZ KALANLARA..
 
((TOURKCE YAZİSİNA SON VARİYOROM SAYGİ DEGER DİNDAŞLARİM.ARTİK SPACES'E VE BAGLİ BOLONDOGUM WEB SİTEME 3 LUGATLA VAYA 4 LUGAT'LA DAVAM ADİCAM...
TURKEY'İ SAVİYORUM TOURKCA LİSANİNİ'DA SAVİYOROM..AMA COK ONCA ARAB VE İRAQLİ OLDUGUM İCİN BAZİ KASİMLAR BANİ DİŞLADİGİNİ OGRANDİM.MAAL ASAF OGRANDİM Kİ O KİŞİLAR BİDA FALASTİN İCİN MİTİNG DOZANLİYORLAR BİZLAR GAZZELİYİZ BİZLAR FALASTİNİZ.AMA ONOTTUKLARİ BİR ŞAY WAR GAZZEDEKİ YAŞİYANLARDA ARAB...RABBİMİZ EMİR ADAR Kİ AYRİMCİLİK YAPAN BİZDAN DAGİL.DİN KARDAŞİNİ RENGİ,LİSANİ,İRKİ NADANİ İLE DİŞLAYANLAR OMMATİ MOHAMMAD(S.A.W) OMMATİNDAN DEGİLDİR...UZOLARAK  OGRANİYOROM Kİ.İNANDİGİM VA COK DEGER VERDİGİM  BO İNSANLAR BANİ DİŞLAMİŞLAR VA TERRORİSTTİR DİYA ANGEL KOYMOŞLARDİR,VA SİLMAKTALAR.SOZUM O BENİ DİŞLAYAN KESİME,LOTFAN FALASTİNİ DASTAKLAMAYİN,IRAQ'DA DASTAKLAMAYİN.İSLAM ALAMİNİDA DASTAKLAMAYİN.BO İNSANLAR BİZLARDAN UTANANLARİN,DİŞLAYANLARİN DOUALARİNA VE GOSTARİLARİNA İHTİYACİ YOKTOR.MASKELRİNİZİN ARDİNA SAKLANMAYİN.BO SOZLARİM SADACA BİZLARİ DİŞLAYANLARA,BAŞKALARİNİN ONUNDA FALASTİN VA İSLAM DAVASİNİ SAVOUNAN GİBİ GORUNAN KESİMEDİR.BİZLARDAN OTANANLAR ARAB VA IRAQLİ OLDUGUMUZ İCİN ALLAHTAN AFF VA İSTİGFAR DİLİYOROM.TURKEY'Yİ SAVİYOROM VA HAP KALBİMİN KOŞASİNDA BİR YARDİR.VATANİM IRAQ NAYSA TURKEYİYADA VATANIM'DIR CONKOU BİZLAR  DİNAN VA KALBEN KARDAŞİZ.TURKEY'İ SAVİYORUM..BU YAZİYİ SADACA TURKCA YAZDİM.HATTA YABANCİ KİŞİLAR OKUYOBTA DAMASİN KANDİ ARALARİNDA TAFRİKA WAR.DİŞLAYANLARA SON SOZUM,MUSLİMAN KALBİNİ KİRMAK 72 KERE KABE'Yİ ŞARİFİ YİKMAK GİBİDİR.NASİLDA ALLAHİN HOZORUNDA DOROYORSONOZ?????
.
TAŞAKKOUR ADARİM HAKİKİ DESTAKCİ OLAN HAKİKİ TURK MOSLİMANLARİNA...
FARK YOKTOR ARAB LA TURK ARASİNDA,ARABLA ACEM ARASİNDA,ARABLA DUNYA MOSLİMANİ ARASİNDA.İLLA TAKVA İLEDİR.....
TAŞAKKOUR ADARİM. Fİ AMANİ ALLAH))
 
NE KADAR GOUZEL SOYLAMİŞ KURA'AN AL KARİM.
((SİZİN DİNİNİZ SİZE . BENİM DİNİM DE BANADIR))

Filistin'de Düğün Var Anne. Ama Ben Gidemiyorum…

 

Filistin'de düğün var anne…
Firdevs, kapılarını ardına kadar açmış konuklarını ağırlıyor
Yahudi namlusundan çıkan her bir kurşun
düğün davetiyesi olarak düşüyor göğüslere…
Filistin'de toplu düğün var anne…
Varsayın ki yanınızdayım demekle olmuyor biliyorum…

Nisa-75'i hatırlatma n'olur! Mazeretlerim var… Ben kadın değilim… Yaşlı da değilim… Çocukluğu terk edeli yıllar oldu… Dedim ya mazeretlerim var…Seninle büyütmediler Filistinlim…Seni sevmek neyi gerektirir?
Anlatmadılar…Uzaktan sevmekle olmuyor…
Dualarım sizinle demek de olmuyor…
,,,
Firdevs düğünleri kanlı olur biliyorum,
Barut kokularıyla uğurlanır gelin ve damat adayları…
Orda olmak lazımdı, farkındayım…
Dedim ya mazeretlerim var…
,,,
Evladını firdevse uğurlayan bir anne neden ağlar?
Annen bana ağlar Filistinlim, bana ağlar…
Varlığım acı verir annene…
Annen sensiz kalırken, ülkemin yazarları
öfkelerini makalelere kusacaklar…
Kahrolsun diyecekler yahudilere…
Oysaki 'kahrolsun! Kurşunu' ne öldürür ne de yaralar…
Ümmetin gazını almaktan öteye geçmeyeceğini de biliyorum…
,,,
Memleketinden yükselen her bir çığlık
Nisa–75 olarak düşer memleketime…
Ne ben farkındayım ne de hocalarım farkındalar…
Sen firdevs'in nüfusuna artı bir olarak düşerken
ben burada sırasını bekleyenlerden olur muyum acaba?
Bir gözüm Ahzap–23 de, diğer gözüm Nisa–74 de…
,,,
Seni sevmek neyi gerektirir?
Bunu bana anlatmadılar Filistinlim…
Klavye,Kalevye,Yürüyüşler merhem olmuyor farkındayım Ne zaman ki 'madde in İsrail'markalı davetiye düşer memleketime İşte o zaman anlarım acılarını…
,,,
Düğününe katılamadım;Var say ki tembelim…Var say ki korkağım…Var say ki kardeşlik ruhum yerle bir…Var say ki dünya hayatı aldattı…Var say ki ölümden korkuyorum…Var say ki cihadına küçük diyenlerden oldum…
,,,
Var sayma n'olur…Sen ki ebedi hayatı kazananlardan oldun…Ben ise ağzı açık bi şekilde firdevsteki hayatını okuyorum…N'olur gir rüyalarıma ve bana Al-i İmran 170'i oku…Buna çok ihtiyacım var…


teşekkürler m. kula

İSRAİL KORKUDAN KENDİ ASKERİNİ BİLE HAMAS ZANNEDİP VURMAYA BAŞLADI

 

İSRAİL KENDİ ASKERLERİNİ VURDU: 3 ÖLÜ, 24 YARALI


 

Gazze Şeridi'nde Bir İsrail Tankından Yanlışlıkla Açılan Ateş Sonucu 3 Asker Öldü, 4'ü Ağır 24 Asker Yaralandı. 

Haber: İsrail Kendi Askerlerini Vurdu: 3 Ölü, 24 Yaralı

Gazze Şeridi'nde bir İsrail tankından yanlışlıkla açılan ateş sonucu 3 asker öldü, 4'ü ağır 24 asker yaralandı. İsrail ordusunun açıklamasında, askerlerinin işgal ettiği binada Hamas militanları olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla topçu ateşi açıldığı belirtildi. İsrail ordusuna göre, Hamas'a karşı kara harekatının başladığı Cumartesi gününden bu yana ölen asker sayısı 4'e çıktı.

İsrail saldırılarının sürdüğü 11 gün boyunca 540'dan fazla Filistinli hayatını kaybetti.

ÇAĞRI'DAN ALINTILANMIŞTIR. TEŞEKKÜRLER.... 

Ben Filistin'li Çocuk .. !!

 
 "GAZZELİ MASUM VE MAZLUMLARIN ÜZERİNE FÜZE YAĞARKEN, YENİ YILIN HAVA-İ FİŞEK GÖSTERİLERİYLE KARŞILANMASI, EVRENSEL DEĞERLERİ AYAKLAR ALTINA ALMANIN BİR GÖSTERGESİ OLARAK TESCİLLENECEKTİR"
Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ
 
Ben Filistin'li Çocuk .. !!



Ben Filistinli çocuk…
Sizin yuvanız gibi sıcacık,
Benim de yuvam vardı ufacık.
Siz ne kadar şanslısınız!
Rüyalarınız bile şen, şakrak,
Ben ise rüyamdan bile ağlayarak,
Gece uykumun arasında,
Uyanıyorum korkarak!
Siz yaşadınız mı hiç:
Top mermileri arasında bağırarak,
Tankların altında ezilirken,
Korkuyla uykudan uyandığınızı,
Gördünüz mü hiç?







Gündüz böyle,gece böyle, rüyada böyle,
Hangisi gerçek, hangisi düş,
Bilmiyorum ben de.
Ben böyleyim işte,
Ben, Filistinli çocuk! …

Sımsıcak yuvalarınızda,
Anneniz, babanız, kardeşleriniz,
Neşeyle yaşıyorsunuz siz.
Ya ben? Ya ben nasılım? ...
Zindanlarda sürünen,
Haylini bile unuttuğum babam! ...
Kim bilir nerede? ...
Yaşıyor mu acaba?






Üzülüp ağladığım zaman,
Gelip başımı okşayan,
Göz yaşlarımı silen bir babam olsaydı! ...
Ama yok artık benim babam!
Çünkü ben, babası zindanlarda çürüyen,
Ona ağıtlar yakıp üzülen,
Filistinli çocuk! ...






Elinize bir diken batsa,
Bir yeriniz kesilse, kanasa,
Hele kolunuz, bacağınız kırılsa,
Canınız nasıl yanar! ...
Nasıl ağlarsınız değil mi acı acı! ...
Ya ben nasılım?

İşte ben buyum,
Ben, Filistinli çocuk!
Benim acılarımı ancak,
Ağaçlar, kuşlar kadar,
Duyabiliyor musun sen? ...






Nerde buzullar arasında sıkışıp kalan
Balinaları kurtarmaya çalışanlar? ...
Nerede petrole batan kuşlara,
Üzülüp ağıtlar yakanlar?
Nerede sokak köpeklerine acıyıp,
Onlara yardıma koşanlar? ....



 



Bir balina, bir kuş, bir köpek kadar,
Benim de değerim var.
Yıllardır dinmedi gözyaşım,
Ben hep ağlıyorum!
Göz yaşlarım bile kurudu,
Tıpkı çöller gibi!
Sen benim gözlerimden yaşların,
Aktığını mı sanıyorsun?
Senin gördüklerin gözyaşı değil,
Onlar, gözyaşı yerine akan,








Sizler gülüp oynayın,
Halay çekip türkü çağırın!
Balinalara yardıma koşun,
Petrole batan kuşları kurtarın!
Onlar için göz yaşı dökün!
Köpekleri kurtarın siz! ...





Belki de hiçbir zaman,
Artık olmayacak babam! ...
Keşke ben de sizler gibi,
Koşup "Baba! " diyebilseydim…
Kollarına atılıp, sarılsaydım boynuna,
Oyunlar oynasaydım onunla.





Bir kuş, bir köpek, bir balina kadar
Bana yardıma koşmayanlar!
Ben inlerken zulüm altında,
Ben ezilirken tanklarla,
Kollarım kırılırken taşlarla,
Herkes bana seyirci kalıyorsa,
Utansın bütün insanlık!
Utansın bütün dünya!





İsrailli askerler tarafından,
Kolları taşlarla kırılan,
Bacakları tekmeyle, dipcikle ezilen,
Feryadıma hayvanlar bile dayanamazken,
Herkes tarafından seyredilen,
Ben, Filistinli çocuk! ...






Damarlarımdan süzülüp gelen kan! ...
Ben kan akıtıyorum gözlerimden! ...
Ben kan ağlıyorum ciğerimden! ...
Yakında o da kuruyacak,
Tıpkı göz yaşlarımın kuruduğu gibi!
Çünkü ben olmayacağım artık! ..




--
alıntıdır.....
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
 
********
********
İlaç olsa içme düşman tasından
Sakın taş attırma dost arkasından
Kim ikiyüzlüyse tut yakasından
Bir yüzüne bir de canına tükür.
***
Millet parasından verdirme parsa;
Edirne'den Van'a, Muğla'dan Kars'a
Nerede sahte bir kahraman varsa
Bir resmine bir de şanına tükür.
***

Abdurrahim Karakoç (vasiyet şiirinden)

BU TABLODAN HİÇMİ UTANMADINIZ - ÇEÇEN KOMUTANA ÖLÜMÜNE SINIRDIŞI

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yıllardır "Türkiye'de idam var." diye Özdemir Sabancı'nın katili Fehriye Erdal'ı, Türkiye'de idam cezası kalkmış olmasına rağmen Türkiye'ye iade etmeyen Belçika'nın tavrı karşısında aciz kalan T.C Dışişleri Bakanlığı, Çeçen Mücahidi yerlerde sürükleyerek ölümüne Rusya'ya teslim ediyor. Türkiye'de 30.000 kişinin katili Abdullah Öcalan bir dönem Rusya'daydı. Rusya, Abdullah Öcalan'ı Türkiye'ye iade mi etmişti? Çeçenistan'da ülkesinin işgaline karşı çıktı diye,  Rusya tarafından idam edileceğinden şüphe olmayan birisini kendi elleriyle teslim eden T.C.  Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ı ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı kınıyoruz.
kafkasonline ve bütün kafkasyalılar...

LIGHT UP GAZA

LIGHT UP GAZA by yoppa1.

Arresting IMPUNITY TERRORIST STATE OF ISRAEL

To stop CRIMES AGAINST HUMANITY

That respects human rights in Palestine

To respect the will of the Palestinian people to choose their government

Stop the advance of imperialism in all its forms

Let the PALESTINIANS LIVE WITH JUSTICE AND LIBERTY

THANK ALEJANDRA FOR THIS, MY LOVELY FRIEND